31 Mart 2009 Salı

Jason Newsted Metallica'dan ayrıldığı için pişman mı?


Hayır efendim. Kesinlikle değilmiş. Yüzde bir milyar değil. Rolling Stone'a böyle söylemiş Newsted. Pek yakında Metallica Newsted'li kadrosuyla Rock'n Roll Hall of Fame'de çalacak ve ödül alacak. Şimdilerde basın onunla konuşmaya pek meraklı. RS'in yaptığı mini röportaj şuradadır. İlgili olanlara duyuralım...
Şimdi herkesin sorduğu soru şu: Acaba grup yeniden eski kadroya dönüp Trujillo'yu gönderecek mi? Bekleyip görelim.

İşte 'renkli' gruplar!




Rolling Stone dergisi okurlarının artık gelenekselleşen tematik listelerinin bir yenisi daha müessesemize gelmiştir. Türkçe liste yapmak isteyenlerin aşağıdan devam etmesi ya da müdüriyete başvurması rica olunur...

1. Green Day
2. The White Stripes
3. Black Sabbath
4. Red Hot Chili Peppers
5. Pink Floyd
6. Deep Purple
7. Black Flag
8. Black Keys
9. James Brown
10. Black Lips
11. Al Green
12. Blue Oyster Cult
13. White Zombie
14. Black Rebel Motorcycle Club
15. Black Kids
16. Frank Black
17. Godspeed You! Black Emperor
18. Yellowcard
19. Silversun Pickups
20. The Red Krayola

***

21. Beyaz Kelebekler
22. Mor ve Ötesi
23. Mavi Sakal...
24. ?...

Kurban solisti Deniz Yılmaz'dan çok "Manyak bi' proje"


Yeni Kurban albümünün eli kulağında biliyorsunuz. Grup bu albümle yatıp kalkıyor sanıyoruz ama anlaşılan başka projelere zaman ayıracak enerjiye de sahipler. Bkz. Deniz Yılmaz. Kurban solisti geçen yıllar içinde birden çok projede yer aldı. Aslen bas gitarist olarak yer aldığı Panik, 2006'da EMI etiketiyle Almayan Böyle Olsun isimli bir albüm de yayınlamıştı. (Deniz artık grupta değil) Deniz Yılmaz, bir süredir varolan diğer projesi Manyak'ın yeni bir şarkı kaydettiğini (yeni bir beste değil, bir 'yeniden icra' desek daha doğru olacak) duyurdu geçenlerde: "Ölürsem Kabrime Gelme". Manyak, Deniz Yılmaz dışında yine bir ex-Panik olan Kaan Alptekin'i (davul) de barındırıyor bünyesinde. Meraklıları bir kulak versin deriz.

Not: Grubun adı olan Manyak ile ilgili müzik basınında onlarca manyak'lı başlık çıkacağını şimdiden görür gibiyiz. İlkini Hafif Müzik olarak bu yazıda törenle yapıyoruz. Gruba ve sevenlerine hayırlı uğurlu olsun...

İran'da 'blogger' patlaması yaşanıyor. Peki neden?


Iran: A nation of bloggers from Mr.Aaron on Vimeo.

Türkiye gibi çok genç bir nüfusa sahip olan İran'da blogger patlaması yaşanıyor. Ülke, dünyada en fazla blog ve blogcu bulunan üçüncü ülke olmuş.

30 Mart 2009 Pazartesi

Marilyn Manson popçu oldu!

Efendim Iggy Pop cazcı oldu haberimizin ardından şimdi bir tane daha "oldu" haberimiz var. Bu defa da Marilyn Manson oldu. Ama popçu oldu. En azından hayranlarına göre... Sanatçının 19 Mayıs'ta piyasaya çıkacak The High End of Love albümünden yayınlanan ilk şarkı We Are From America hayranlarını üzmüş Manson'ın. Çünkü hayranlara göre şarkı pop şarkısı gibiymiş. Dans ritimleri falan hoş karşılanmamış. Bakın şarkı şurada var. Peki fena mı olmuş? Bunu daha sonraya bırakalım, yorumu albümü dinledikten sonra yapalım.

Bob Dylan'ın yeni albümünün detayları belli oldu!


Together Through Life isimli albümden yayınlanan ilk single’ın adı Beyond Here Lise Nothin’. Bu şarkıyı Dylan’ın web sitesinde dinleyebilirsiniz. Together Through Life Dylan’ın 46. albümü. İçinde 10 yeni şarkı bulunuyor.
Efendim ayrıca Dylan, Edith Piaf’ın hayatını konu alan “La Vie En Rose” filminin yapımcısı Olivier Dahan’ın yeni projesi için de bir şarkı kaydetmiş. Renée Zellweger’ın başrolünü oynadığı “My Own Love Song” filmi için yapılan yeni şarkının adı “Life Is Hard” imiş. Dylan bu aralar pek faal, bilginize…

Duman ile yapılan en kapsamlı röportaj!


Pazar günü Sabah alanlar, Pazar ekinde manşet olan Duman röportajını gördüler. Geçen hafta Salı günü grupla yaptığımız sohbetten oluşan yazıyı gazeteyi çeşitli nedenlerden görmeyenler vardır düşüncesiyle Hafif Müzik'te de yayınlıyoruz. Gazeteyi görmek isteyenler yazının sonundaki linkten Sabah'a gidebilirler.

***

‘Kodu mu oturtan’ şarkılar

İrlanda’da bir çiftlik evi kiralayıp yeşil kırlara karşı 20 şarkı kaydettiler. Dört yılın ardından çifte albümle geri döndüler. Kadınlar, adamlar, neşeler, endişeler, öfke, insan olmak, sarhoş olmak, hayvan olmak üzerine balyoz gibi şarkılarla...
YAZI MEHMET TEZ

Beyoğlu, Tünel’de bir apartmandayız. Karşıda Üsküdar, aşağıda Tophane sırtlarının tüm çarpık çurpuk, kara kuru çehresinin net bir şekilde seçilebildiği güneşli, harika bir gün. Elimde ince belli bardak, önümde notlarım, karşımda Duman var. Kaan Tangöze, Batuhan Mutlugil, Ari Barokas. Ve Cengiz Baysal. Aslında artık “ve” demeyeceğiz. Çünkü cazseverlerin yakından tanıdığı, Türkiye’nin en iyi davulcularından ve müzisyenlerinden Cengiz Baysal davulculuktan grubun dördüncü üyeliğine terfi etmiş durumda. Uzun yıllar gruba stüdyo ve konserlerde davul çaldıktan sonra şimdi iki şarkının söz ve müziğine imza atmış ve albüm kitapçığında gayet afili bir de fotoğrafı bulunuyor. Tüm bunları kendisine hatırlatırken sessiz, mutlu ve şaşkın: “Aslında ben uzun zamandır çalışıyorum grupla. Ve ‘sadece davulcuyum, çalar giderim’ gibi de olmuyordu. Birlikte zaman geçiriyorduk. Bu doğal bir sonuç oldu.”

Kaan çok mutlu, heyecanlı ve hayat dolu görünüyor. Bu yeni albüm ona yaramış. Çoğunlukla zor konuşan, anlatmaktan hoşlanmayan biri olarak espriler patlatıyor, kahkahayı basıyor. Kayıtlar sırasında “Sarhoş”u pek beğenen ve her çaldığında coşan İrlandalı elemandan, geçen yıl Memphis’te katıldıkları festivale hikayeler, anekdotlar. Aretha Franklin ve Lou Reed ile aynı sahnede çalmışlar. Kalabalık hiç Türkçe bilmese de ikinci şarkıda hemen sallanmaya başlamış. Kaan’ın ne dediğini anlamasalar da ne demek istediğini anlamış olmalılar. Neil Young’ı seyretmişler ve ondan çok etkilenmişler.

Batuhan sakin, sessiz ve bir yandan orada değilmiş gibi kayıtsız görünürken dikkatle dinliyor ve ortaya atılan bir soruda hemen devreye giriyor. Bu albümde dört şarkısı (“Balık”ı dinleyin) ve pek çok harika gitar solosu var.

Ari, bacak bacak üzerine atmış çok ağır ve sakin bir şekilde konuşarak bazen lafa giriyor, bazen de Kaan ya da Batuhan’a dönerek “öyle değil mi” tarzında bakışlar atıyor. Albümün can alıcı şarkılarından bazıları (“Hayvan””Senin Marşın”) ona ait.

Acaba ezberleyebilecekler mi?

Duman’ın son albümü “Seni Kendime Sakladım” çıkalı dört yıl olmuş. Bu Türkiye için bir asır demek. Ve bu bir asırda onlar da pek çok sınavdan geçtiler. Ortalarda pek gözükmedikleri bir dönemin ardından askere gittiler, dönüşte uzun bir konser serisi yaptılar. Derken yeni bestelerini derlediler ve son olarak İrlanda’da bir çiftlik evi kiralayıp yeşil kırlara karşı 20 şarkı kaydettiler. Bu çalışmanın sonucu 18 Mart’ta piyasaya çıkan yeni çifte albüm: Duman I ve Duman II.
Neden İrlanda’ya gittiklerini anlatıyor Kaan. “Asker dönüşü eldeki parçaları toparlayalım dedik. Sakin bir ortamda kayda girmek istiyorduk. Araştırmalara başladık. New York’ta Seattle’da olsun bir sürü stüdyo bulundu. İrlanda baştan beri aklımıza yatmıştı. Resimlerini gördüğümüzde çok beğenmiştik. Şehir dışında yemyeşil bir yer. Orada izole bir şekilde çalıştık. Zaten ihtiyacımız olan şey de buydu…”
Bu çifte albüm Duman’ın hiç şüphesiz en iyi eseri. Tüm albümleri içinde bir olgunluk dönemi başyapıtı. Askerlik, uzun süren kayıt dönemi, İrlanda, Cengiz Baysal’ın varlığı, aşklar meşkler, özel meseleler… Hepsi ya da hiçbiri, ne derseniz deyin, Duman’a yaramış. Müziğe yaramış. Kriz ve memleket meseleleri bile...
Neden aynı pakette değil de ayrı ayrı ayrı iki albüm çıkardıklarını merak ediyorum. Zira iki bağımsız albüm değil Duman I ve II. İkincisinde şarkı numarası 11’den devam ediyor. O halde neden aynı pakette değil da ayrı ayrı?
“Neden olmasın?” diye lafa giriyor Kaan, “Tabii ki bir ‘double’ albüm bu. Guns N’ Roses’ın Use Your Illusion I ve II diye iki albümü vardır mesela aynı anda çıkan… Bunu da onun gibi düşün. Çok parçamız vardı. Çok uzun bir süre geçti son albümden bu yana. Sende o parça var, bende o parça var derken 18-19 en sonunda 20 şarkıda karar kıldık.”
Onu anladım da neden tek bir paket değil de ayrı ayrı satılan iki albüm?
“Ha tamam” diyor, “O şunu sağlıyor. İkisi bir arada yüksek bir fiyat olacak ve satın alması zor. Tek tek olduğu zaman almak daha kolay. İkisini birden alamasa da birini alır en azından.”
Tek tek dinlenebilecek albümler mi bunlar peki? “Hepsinin kendi içinde bir anlamı var elbet.”
İki farklı albüm için özel bir şarkı seçimi yaptınız mı?
“Eşit bir dağılım yapmaya çalıştık” diye araya giriyor Batuhan, “Şu albümde bu tip şarkılar, diğerinde şöyle şarkılar gibi bir ayırıma gitmedik.”

Duman her zamankinden daha diri, daha sözünü sakınmaz, daha umursamaz, daha özgüvenli bu albümde. Bu adamları ilk tanıdığımda, 2001’de ilk albümün ardından uzunca bir süre geçmişti ve sıkıntılı bir dönem geçiriyorlardı. “Ne bekliyorsunuz” diye sormuştum. “Gittiğimiz her şehirde bizi dinlemeye 200 kişi gelse yeter” demişlerdi, “başka bir şey beklemiyoruz.” Şu an çok daha fazlasına sahipler. Gittikleri her şehirde binlerce, onbinlerce dinleyiciye çalıyorlar. Bir Duman konserinde yer bulmak bile neredeyse imkansız. İnsanlar onları görmek için birbirini çiğniyor. Konserde tüm şarkılar ayin gibi hep bir ağızdan söyleniyor ve tüm bu enerji onları sahnede ve stüdyoda Türkiye’nin en “ne yaptığını bilen” grubu yapıyor. Ve en kendinden emin grubu… Bugün para, şöhret her şeye sahipler ama beklentileri ilk baştakinden farklı değil. Görüşmemizin hemen ardından provaya gidecekler ve yeni kurulan bir grup gibi heyecanlı olduklarını görebiliyorum. 2008 Eylül’den bu yana ilk konserlerini 5 Nisan’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecekler. Kaan çok heyecanlı. “Bakalım” diyor, “yeni şarkıları ezberleyebilecekler mi o zamana kadar…” Kaan’ın, Duman cemaatinin şarkıları seveceğinden zaten hiç kuşkusu yok da, acaba ezberleyebilecekler mi?

“Lem Yelid ve Löp Yutar!”

Bence ezberleyecekler. Çünkü bu albümdeki sözler akılda kalmayacak gibi değil. “Paranoya” diye bir şarkı var, tekerleme gibi. Şarkıda Kaan sürekli eli, kolu, kuyruğu, boynuzu olan ‘birileri’nden bahsediyor. “Ortada birileri var, orda da birileri var…” Adeta bir Hasan Karacadağ korkusu. “Sen hiç paranoyak olmadın mı?” diye soruyor Kaan. “Paranoya neyse o şarkıda o işte.”
Bu albümde ilişkiler, kadınlar, adamlar, dertler, neşeler, endişeler, öfke, huzur, insan olmak, sarhoş olmak, hayvan olmak, kendini fazla önemsememek üzerine (“Of” favorim) 20 şarkı var.
Karakteri oturmuş, sözleri oturmuş, melodileri oturmuş, ‘kodu mu oturtan’ şarkılar… Duman’dan başkası çalsa söylese bu kadar hoşumuza gitmeyecek şarkılar…
Uzun gitar soloları, enstrümental bölümler. Artık popüler müzikte kimsenin rağbet etmediği şeyler bunlar, ama Duman yapınca oluyor.
“Bunları planlamıyoruz.” Diyor Kaan. “Prodüktör de biz olduğumuz için istediğimiz gibi yapıyoruz, düzenliyoruz.”
Prodüktöre ihtiyaç duymuyorlar mı?
“Hayır. Tüm aranjmanlar, her şey bize ait. Kendimiz karar veriyoruz.”
Peki kıstasları ne?
“Enerjiyi bozmamak.”

Eskiden beri sözünü sakınmayan bir grup Duman. Ama bu albümde daha fazla eleştiri var sanki. Mesela “Rezil” diye bir şarkı var. “Ortada bir dergah var/Devrilir başın yarar/Arkasında tezgah var/Lem yelid ve löp yutar.”
Kaan “Sözler zaten açık” diyor. “Dini suistimal edip bunun üzerinden kendine menfaat sağlayanlar varsa... İşte bu da onları anlatıyor.”

Ortada bir yanlış var/Yanlış yapan yanar/Arkasında sandık var/Değmesin akıncılar… Bu seçimle mi ilgili?
“Arkasında her zaman sandık olmuyor mu zaten? Hepsi sandıktan çıkmıyor mu? Ben bu şarkıyı yazarken geniş zamanlı düşündüm. Herhangi bir parti ya da kişiyi hedef almadım. Burada bir suistimal görüyorum. Ve tarih boyunca olmuş bir şey. Bugüne has değil.”
“Hayvan”, “İyi De Bana Ne”; bu şarkılar kriz döneminde mi yazıldı?
“Biz hep krizde değil miyiz zaten? Hep aynı politik çıkmazlar içinde değil miyiz?”
2001 krizinin ardından da Duman’la konuşmuştuk. İlk albümleri kült olmuş ama ikinci albümleri bir türlü çıkmak bilmemişti. Grup pek de iyi bir durumda değildi. Sezen Aksu’nun “Beni Yak”ını daha söylememişlerdi ve Duman gerçek patlamasını henüz yapmamıştı. Belki de bu patlamayı 2001 krizine ve peşisıra gelen döneme borçlular.
“Aslında kriz herkesi nasıl etkiliyorsa bizi de öyle etkiliyor” diyor Kaan. Daha çok çalabilecekken daha az çalıyorsun. Daha çok alabilecekken daha az alıyorsun. Toplumsal bir olay yani, kimse yakasını kurtaramıyor.

Gelecek konusunda ne düşünüyorlar peki?
“Herkes karamsar. Ama karamsar olmak işe yaramaz. İyi olacak diye bakacağız ve geçmesini bekleyeceğiz. Onu da yaşayacağız yani başka çaresi yok. Beraber daha iyiye, daha güzele…”
Kaan zaman zaman çok klişe laflar ediyor. Ama bunu yaparken gülümsüyor ve bu da söylediği şeyde hafif bir anlam kayması yaratabiliyor. Yorum sizindir.

Zavallı Duman kadını!

Albümde elbette bütün şarkılar memleket meseleleri hakkında değil. Duman her zamanki gibi insanları en zayıf noktalarından yakalıyor: İlişkiler. “Kadınlarla ilgili yazdıklarınızı size okumak isterim” diyorum. Önümde farklı şarkılardan seçme sözler var.
“Şimdi” diyorum. “Anladığım kadarıyla ortada bir kadın var. Bazen sizi anlıyor, bazen anlamıyor. Kimseyi tanımamış oluyorsunuz ondan daha güzel. Kalbinizi yarıyor içine acayip bir tohum ekiyor. Peşinden koşuyorsunuz, ama bazen ona “amma da boşsun” diyorsunuz. Ağınıza takılmasını istiyorsunuz, tadına bakmak istiyorsunuz. Elleri ellerinize, saçları saçlarınıza karışsın istiyorsunuz, “bir sen olsan” diyorsunuz. Onun için ölüyorsunuz. Sonra bu aşk sizi yoruyor. ‘Şu geçen kimin yari’ oluyor… Bir yaramazlık, çapkınlık… Kadını mahvettiniz, bitirdiniz, manyak yaptınız…”
Kahkahalar patlıyor. Herkes önüne bakıyor ama net bir yanıt yok.
Bu kadın çok yoruluyor gibi geldi bana. Hepsini altalta yazınca çok acayip bir şey çıkıyor. İlişkiler hep böyle acayip mi demek istiyorsunuz?
“Hepsi aslında ilişkinin farklı zamanlarında, farklı ruh hallerinde yazılmış şeyler” diye Batuhan lafa giriyor. “Bir gün sinirli kalkıyorsun, diğer gün iyi hissediyorsun. İnsanın değişik ruh halleri oluyor.” Ari sadece bakmakla yetiniyor. Cengiz sıkıldı. Kaan klişe patlatıyor: “Artık sözleri ve şarkıları dinleyenler yorumlayacak. Onlar nasıl anlarsa öyle…” Yine aynı gülümseme…


Duman I ve Duman II’den seçme sözler


Kaçan balık misali/Şu giden kimin yari/Takıl ağıma canım/Tadına bakacağım
(Balık)

Kalbimi çaldı/Ortasından yardı/Bir tohum ekti/Çok farklı
(Vals)

Elleri ellerime/Gözleri gözlerime/Saçları saçlarıma/Karışa bir sen olsan
(Elleri ellerime)

İyisin hoşsun bir yokuşsun/Harbiden bayağı bir boşsun/Şarkıya türküye lanet olsun/Anlayamadın ya
(Dibine Kadar)

Bekler benimle, bir ömür geçer/Seni kandırdım kandırmasam
(Sevdim Desem)

Yaralar derin/Seneler kadar/açılın geri… Geceler benim/Geceler bana/Unutun beni
(Helal Olsun)

Ellerimde kan dilimden akar/Kime ne bana ne/Bu aşk beni yorar
(Bu Aşk Beni Yorar)

Başka çaremiz mi var nerde/Hala bir ümit mi var bekle/Sol yanım feryat eder dinle/Söyle bu kaçıncı ettiğin tövbe
(Tövbe)

İşte kalem işte kurşun/Böyle biter senin marşın/Bestelenirken ben oradaydım, artık siz paylaşın
(Senin Marşın)

Hepimiz bir hayvanız/İnsan olmak kavgamız
(Hayvan)

Sanma sakın özelsin, Tanrılara bedelsin/Toprak olur gidersin
(Of)

Onlar üzer ben üzülmem/Elimde olsa hiç düşünmem/Ölümlü dünya derde girmem/Sevince boğsa da değişmem/Hayale daldım hiç gerilmem/Harcandım harman kaldım/Gündüz soldum akşam açtım
(Sarhoş)

***

Yazının gazetedeki hali ve sayfa düzenini görmek için tıklayınız.

29 Mart 2009 Pazar

Portecho, Studio Plastico klibinin yayınını durdurma kararı aldı


Aşağıdaki açıklamaya göre Portecho, Studio Plastico şarkısına çekilen klibin yayınını durdurma kararı aldı. Hafif Müzik'te geçen hafta klibin bakış açısını eleştirmiştik. Çeşitli basın organlarında da izleyiciler tarafından yapılan pek iç açıcı olmadığını söyleyebileceğimiz yorumlar yer almıştı. Portecho ekibi ve yönetmen Berkun Oya'nın açıklaması aşağıda.
Klibin her ne sebepten olursa olsun yayından kalkması ise bizde üzüntü yarattı. Çünkü bize göre özgür bireylerden oluşan bir toplumda herkes fikirlerini özgürce ifade edebilmeli. Saygı sınırları içinde dileyen katılmalı, dileyen eleştirmeli, her ikisi de doğal kabul edilmeli. Ama hiçbir şey yayından kalkma noktasına gelmemeli. Bu karara üzüldüğümüzü belirtelim.

İşte açıklama:

Grubumuz PORTECHO’nun “Studio Plastico” albümünde yer alan aynı isimli şarkısı için çekilen ve yönetmenliğini BERKUN OYA’nın üstlendiği video klibimizin tüm medya görüntüleri, internet ve tv kanalları yayınlarına son verme kararı almış bulunmaktayız.

Klibin teması ve amacı; Türkiye gibi bir çok fikir, kültür, görüş, inanç farklılığının bir arada varolduğu bir ülkede, tüm bu farklı düşünenlerin birbirlerine anlayışla, hoşgörüyle, uzlaşmacı tavırlarla ve sabırla yaklaşması gerektiğini vurgulamaktı.

Ancak; Portecho Grubu ve Yönetmen Berkun Oya tarafından iletilmek istenen mesajı doğru alabilen izleyici kitlesinin yanı sıra, tamamen amacından farklı algılayan ve karanlık düşüncelerle gölgelemek isteyen bir kitlenin de varolduğu üzüntüyle farkedilmiştir.

Bu noktada, klibin daha da fazla esas amacından saptırılmasına ve yukarıda ifade edilen “farklı düşünenlerin birbirlerine anlayışla, hoşgörüyle, uzlaşmacı tavırlarla ve sabırla yaklaşması gerektiği” yaklaşımının tam aksi algılanmasına sebep vermek isteyenlere malzeme olmasına izin vermek istememekteyiz.

Saygılarımızla,
Berkun Oya (yönetmen), Deniz Cuylan (Portecho üyesi), Tan Tunçağ (Portecho üyesi).

28 Mart 2009 Cumartesi

Bu festivalin kadrosuna dikkat!

Hafif Müzik Türkiye'den ve dünyadan müzik haberleri vermeye devam ediyor. Bakınız okurlarımızdan gelen uyarıları değerlendirip Primavera Festivali'nin kadrosunu aşağıda veriyoruz.
Barcelona, Parc Del Forum'da yapılacak festival, Avrupa'da en yeni ve alternatif isimleri bir araya getiriyor ve gerçekten de çok ince bir zevke hitap edecek şekilde hazırlanmış. Nasıl derler, anlayana cennet... Bütün isimleri dikkatle tarayınız, bilmedikleriniz varsa eksiklerinizi tamamlayınız. Çok faydalı bir festival olarak kayıtlara geçiriniz...
(Resimde geçen yılki Modest Mouse performansı görülüyor.)


28 Mayıs
My Bloody Valentine
| Aphex Twin | Yo La Tengo | The Jesus Lizard | Phoenix | Squarepusher | The Vaselines | Spectrum | Andrew Bird | Jay Reatard | Lightning Bolt | The Bats | Marnie Stern | Dead Meadow | Ponytail | Ebony Bones | Wooden Shjips | The Bug | Bowerbirds | Joe Crepúsculo y Los Destructores | Wavves | The Tallest Man On Earth | Women | Magik Markers | Veracruz | La Bien Querida | Girls | Cuzo | Meneo

29 Mayıs
Bloc Party | Jarvis Cocker | Spiritualized | Throwing Muses | Saint Etienne | Shellac | Joe Henry | Art Brut | A Certain Ratio | Sunn O))) | Magnolia Electric Co. | Jason Lytle | The Pains Of Being Pure At Heart | Michael Mayer | Dan Deacon Ensemble | Rhythm & Sound (Mark Ernestus) | The Mae Shi | The Drones | Bat For Lashes | Damien Jurado | Fucked Up | The Extraordinaires | Tokyo Sex Destruction | Crystal Stilts | Vivian Girls | Crystal Antlers | Uffie | Extra Life | Mahjongg | Carsick Cars | Sleepy Sun | Los Punsetes | Skatebård | Extraperlo | Rosvita

30 Mayıs
Neil Young
| Sonic Youth | The Jayhawks | Michael Nyman | Ghostface Killah | The New Year | Liars | Herman Dune | Deerhunter | Black Lips | The Bad Plus | Gang Gang Dance | Oneida | Th' Faith Healers | DJ /rupture | Ariel Pink | El-P | Simian Mobile Disco | Jeremy Jay | A-Trak | Jesu | Alela Diane | Shearwater | Kitty ,Daisy & Lewis | The Soft Pack | Chad VanGaalen | Plants & Animals | The Secret Society | Maika Makovski | Zombie Zombie | The Lions Constellation | Lemonade | Dj Mehdi

Nil Karaibrahimgil stage dive yaptı. Ama nasıl?



Nil - Seviyorum Sevmiyorum - video powered by Metacafe



Efendim Nil hanımın yeni klibi pek bir trendy olmuş. Dünyadaki tüm yeni akımlar modalar hepsi bu klipte buluşmuş adeta. "Ne kadar Avrupai" dedik görür görmez...
Ama şimdi bir an bunları kenara, bir başka yazıya bırakalım ve klipteki stage dive sahnesine odaklanalım. Bakınız Hafif Müzik'in dev kadrosuna katılan ve pek yakında yazı ve yorumlarıyla aramızda olacak Melis Danişmend bu sahnenin perde arkasını yazdı. Aşağı bir de Pearl Jam videosu koyduk ki hangisi gerçek hangisi çakma anlaşılsın diye.

İşte Melis Danişmend'in yazısı:

Eddie Vedder bizi mi yedi?

Fesatlık gibi olmasın ama Nil Karaibrahimgil’in yeni klibindeki (Seviyorum Sevmiyorum) performansını bir yerden gözünüz ısırıyor mu? Saç/kalça/mikrofon sallamalar, hafif dudak aralamalar, deri pantolonlar. Hepsini geçin, ‘stage dive.’ Bu ‘çok güzel hareketleri’ bir yerlerden hatırlıyoruz sanki? A evet, Juliette Lewis & The Licks@Yeni Melek, 28 Kasım 2006. Hadi olur olur, insan insana, performans performansa benzer diyelim. Ama bu sefer de bu ‘stage dive’ olayının klip çekimi esnasında bayağı planlı programlı gerçekleştiğini öğreniyoruz. Üzerine atlanacak insan grubu önceden belirlenmiş, daha önce beraber çalışılan ‘güvenli’ tipler önlere alınmış, “Şöyle de atlayayım, sırtımı da döneyim,” denmiş, vs. ‘Stage dive’ denen şey, performans sırasında içten gelen, bir anlık sapıtma sonucu yapılan bir şey değil midir? Yoksa yıllarca Eddie Vedder bizi mi yedi?
Melis Danişmend

Alive - Pearl Jam

27 Mart 2009 Cuma

Yazar ve Iron Maiden hayranı Doğu Yücel nasıl çileden çıktı?


Doğu Yücel'in az önce Facebook'ta yayınladığı mesajı aynen aktarıyoruz:

"Bugüne kadar Iron Maiden için parmağını oynatmayan organizatörlerin bu sene müzik kültürümüze kazandıracakları isimler: Katy Perry ve Linkin Park! Bunları getirmek Maiden izleme tecrübesini bu ülkenin konser dağarcığına, bu ülkenin müzisyeninin ilham kazanına katmaktan daha mı önemlidir? Bu ülkede kaç müzisyen Katy Perry'den, LP'den etkilenerek müzik yapmaktadır? Artık bu soruları yüksek sesle sormanın vakti geldi."

Doğu Yücel

Iggy Pop cazcı oldu!



Iggy Pop'un yeni albümü Preliminaire, punk'ın kült karakterinin artık yumuşadığını gösteriyor. Fransa'da takılan ve hayatında geç bir aydınlanma dönemi geçirdiği konuşulan Iggy Pop köklere dönüş yapmış, caz ve blues hadisesine derinden dalmış. Pop "Artık aptal gitarlarla çalınan, böğüre böğüre söylenen gerizekalı müzikler dinlemeye dayanamıyorum" demiş NME'ye. "Artık Louise Armstrong dönemi New Orleans cazı dinliyorum..."
Bizim tek anladığımız Pop'un hayatında gerçekten birşeyleri değiştirmek istiyor ve işe damardan yaklaşıyor.
Albüm Fransız yazar Michelle Houellebecq'in yazılarından esinlenmiş. Caz ve Paris biliyorsunuz tarihte önemli bir ikilidir ve Pop bu eski dostlara biraz da punk tuşesi ekliyor. En azından tarzı ve söyledikleriyle.
Bakın resimde Pop, Paris'te Houllebecq ile birlikte muhabbette.

Dikkat dikkat!
Değerli basın mensuplarının dikkatine. Şimdi yarın gazetelerde, dergilerde, sağda solda yine bu haber çıkacak. Yine çalıp çırpacaksınız biliyoruz. Size hizmet zevktir de arada bir de kaynak gösterseniz şu garipleri seyrek de olsa bir sevindirseniz. Ne iyi olurdu...
Hangi haberlerden mi söz ediyoruz? O arkadaşlar anladı. Anlamayan da yazının sonundaki etiketlere bakabilir.
Bir de açıklama yapalım. Bloğumuzda gördüğü Bill Shannon haberinden kaynağını da belirterek köşesinde bahseden Hürriyet'ten Mevlüt Tezel'e teşekkür ediyoruz.
Müdüriyet

26 Mart 2009 Perşembe

Son dakika... Bir dergi daha kapanıyor!


Amerika'nın en önemli müzik dergilerinden Blender artık yayınlanmayacak. Derginin kağıt baskısının artık olmayacağı, tüm yayıncılık faaliyetinin web üzerine kaydırıldığı açıklandı. Şu anda piyasada olan Blender, geçen yıl Rolling Stone'un (ve eskiden Details'in) editörü Joe Levy'yi yayın yönetmenliğine getirmişti. Yetkililer Levy'nin Maxim ve Maxim.com'un başına getirildiğini açıkladı.
Blender alternatif müziğe olan ilgisi ve özellikle Amerika'da Rolling Stone'un hitap etmekte zorlandığı genç kitleye hitap etmesiyle biliniyor.
Şimdi gözler diğer dergilerde. Bakalım Rolling Stone ve Blender'ın rakibi Spin ne gibi kararlar alacak. Müzik basınındaki gelişmeleri hem dünyada hem de Türkiye'de izlemeye devam edeceğiz.

Sevdiğimiz şeyler: Klip

Efendim eski meski ama sezyum'un bloğuna koyduğunu görünce muhabbetle hatırladık. Bakınız pek çok versiyonu da var bu klibin. Bizdeki en doğal hali...
Huzurlarınızda The Cribs'den "Men's Needs".

Son dakika... Santana ve Katy Perry kesinleşti!



Konser haberleri birbiri ardına gelmeye başladı. Hafif Müzik'e gelen bilgilere göre Santana konseri de 6 Temmuz tarihinde Kuruçeşme Arena'da yapılacak. Kim mi getirecek? O tarihlerde İstanbul Caz Festivali olduğunu herkes biliyor. Görünen köy kılavuz istemez diyelim. Ayrıca yakışır da festivale...

Temmuz ayındaki bir diğer konser haberi de Katy Perry'den. 9 Temmuz İstanbul Fenerbahçe'deki True Blue'da sahne alacak. Burası bir tür Beach Club/Restoran bilmeyenlere söyleyelim. Bu haber de official sitede açıklanmış durumda.
Hafif Müzik yeni konser haberleriyle karşınızda olacak...

Linkin Park Rock'n Coke 2009'da!


Ve Hafif Müzik açıklıyor. Rock'n Coke'un Pazar gecesi headliner'ı Linkin Park. 17 - 19 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan festivale grubun katılacağı resmi web sitesinde yer aldı. Hafif Müzik gelişmelerle karşınızda olacak. Okurumuz Sarp'a dikkati için teşekkür ediyoruz.

Pearl Jam'den 'paket' açıklaması!

Pearl Jam Ten Reissue EPK


Herkes heyecanla seçimlerden sonra açıklanacak kriz paketini beklerken, paket açıklaması Pearl Jam'den geldi. 20. yıldönümlerini kutlamak üzere harekete geçen Pearl Jam, fanlarını ilk olarak 1991 çıkışlı albümleri Ten’in re-issue paketleriyle selamlıyor. Albüm, dört ayrı paket halinde (CD, DVD, kaset ve plak formatlarında), dünya genelinde 23 Mart’ta piyasaya verildi. Albümün elden geçmiş bol bonuslu versiyonu bizde de Sony BMG etiketiyle, yüksek ihtimalle bu ayın sonunda yayınlanacak.

1991 çıkışlı Ten’in yeni halleri, alışık olduğumuz re-issue’lara benzemiyor pek. Albüm, yeniden master edilmiş ve remix’lenmiş versiyonlarıyla (grubun kadim prodüktörü Brendan O’Brien, Pearl Jam tayfasının ısrarlarına dayanamayıp Ten’i yeniden mix’lemeye razı olduğunu söylüyor. Klasik bir albümü yeniden elden geçirmeye cesaret edemiyormuş önceleri) paketleniyor ama bu yeniden basımı özel kılan asıl özelliği ekstraları. Konser kayıtları, daha önce yayınlanmamış kayıtlar ve yeni görsel tasarımın yanı sıra solist Eddie Vedder’ın kişisel not defteri de pakete dahil.
Ayhan Abayhan

Ne gerek vardı Portecho?



Portecho, Rolling Stone zamanından beri desteklediğimiz, müzikleriyle dans ettiğimiz, çok da sevdiğimiz bir ekip. Önceki klipleri de o kadar yaratıcı ve güzeldi ki her fırsatta bunu dile getiriyorduk. Hele Kapadokya'da çekilmiş balonla göğe yükseldikleri yok mu ("Papers") harikaydı. Hem fikrin basitliği, hem bu kadar güzel işlenmesi. Fikir varsa, efektler, kameralar önemli değil zaten... Teknik güzel bir fikrin yanında sadece detay...
Portecho her şeyini kendi yapan, kliplerinin prodüksiyonunu ve senaryolarını da kendi üstlenen bir ekip. Ancak son klibi izleyince tüm bu düşüncelerimiz değişti. "O yaratıcı zihinler gitmiş, sanki başka bir kafa gelmiş" diyorduk ki meğer hakikaten öyleymiş.
Mini etekli çarşaflı kadın gibi yaratıcılığın inceliklerinden uzak, sadece tepki almaya ve yaraları kaşımaya yönelik sevimsiz ve (kusura bakmayın ama çok da sıradan) bu fikir meğer Berkun Oya'nınmış.
Şimdi herhalde bu klipteki kadın eleştirildikçe Berkun Oya ne kadar da sanatsal bir iş yaptım diye sevinecek (sanatçının toplumu düşünmeye sevk ettiği ender anlardan birindeyiz değerli okur, tadını çıkar.) Sevinecek de acaba bu nuhneviden kalma demode fikirleri pazarlayarak nereye kadar başarılı olacak, insanlara neyi düşündürecek...
İnsanlar o kısımları çoktan aştı ama bazılarımız hala etek - çarşaf ekseninde kalmış durumda. Berkun Oya da onlardan...
Hadi böyle bir kız kullandın bari hikayeyi detaylandır da bizi inandır burada bu kızın gerekli olduğuna... İkna et bizi. Ama hayır. "Kızı koyduk, sokakta yürüttük, çok da tepki aldık..."
Bravo. Alinur Velidedeoğlu ile birlikte size hayatta başarılar. Onun da karesi yuvarlaktı, suyu kuruydu. Sizin kadar olmasa da, o da yaratıcı biri tabii...
Peki, tepkiler 10 numara. Ama incelik, zarafet, yaratıcılık, mantık, senaryo hepsi çöpe gitmiş.
Şimd bu yazıyı eleştirenler çıkabilir, küfredenler çıkabilir. Hepsine eyvallah. Ama bunu yapmakla ne doğru dürüst bir eleştiri yapmış oldunuz, ne de sanatsal açıdan, yaratıcılık açısından güzel bir işe imza attınız. Kusura bakmayın Portecho dostlar ama bu defa fena halde sınıfta kaldınız...

25 Mart 2009 Çarşamba

Hadise'nin klibinin gizli kodları!


Ve Hafif Müzik dev kadrosunu genişletmeye devam ediyor. Bu haftanın konuk sanatçısı Melis Alphan. Bakın Milliyet'in Cafe ekinin, cemiyetin tüm kadınlarını her gün hop oturup hop kaldırtan yazarı Alphan, Hadise'nin internete sızan klibini nasıl yorumladı... Klibin şifrelerini bakın nasıl çözdü... Hafif Müzik farkıyla...

***



İşte o Alphan'ın yazısı!

Hadise dümteklemeden evvel kurmaylarıyla yorgun argın işten eve gelir. Ona şefkat göstermek isteyen sevgilisine gösterip gösterip sonra birdenbire koltuğa ittiriverir. Artık günün stresinden midir bilinmez… Sonra kendini suçlu hisseder ve “Dur hayatım, üzerime rahat bir şeyler geçireyim” diyerek Süperman edasıyla göğsünden takımını yırtıverir. Ve tabii don-yarım atlet şeklinde kalır. Zira sevgilisi onun en çok göbeğini beğenir. Hadise’nin her fırsatta göbeğini açması bundandır. Poposu ise göbeğin bonusudur.
Hadise sevgilisine “Kendine bir içki al” derken don-atlet kesmediğinden yatak odasındaki saten çarşafa sarınır. Ve vantilatörün önüne geçip dans eder. En sevdiği numara budur.
Ama gardırobundaki bütün kıyafetleri gösterecek ya… Çarşaftan kurtulup Türkbükü kostümüne barınır. Mayokinisi ve o “şık” pareosuyla plaj partilerinde dans eden happy hour kızı olup çıkar.
Sonra, yerde otur kalk tarzı hareketlerle günlük egzersiz seansını tamamlar. Bu arada ortalarda görünmeyen sevgilisi Hadise’nin sürekli kıyafet değiştirmesi ve kendisiyle ilgilenmemesi sonucunda kapıyı çarpıp gitmiştir.
Melis Alphan

Visa reklamındaki koltuk değnekli adam kim?

Şu ara televizyonlarda sıkça dönen bir reklam var. Koltuk değnekli bir adam inanılmaz bir koreografiyle uçarcasına oradan oraya atlıyor. Bu ilginç reklamı ve koreografiyi görenlerse bir an durup ekran karşısında kitleniyorlar. Hafif Müzik açıklıyor: O oyuncunun adı Bill Shannon. Reklam Visa'nın Flow kampanyasını tanıtıyor ve bir seriden oluşuyor. Ünlü reklam şirketi Saatchi & Saatchi tarafından yapılmış. Shannon, School of the Art Institute, Chicago mezunu bir dans sanatçısı ve koreograf. Geliştirdiği dans tekniği ise tamamen kendisine özel. Peki nasıl mı geliştirmiş bu tekniğini? Özel durumu sayesinde. Bill Shannon’a doğumunda osteonecrosis teşhisi konmuş. Bir çeşit kemik hastalığına sahip Shannon koltuk değneklerinin hayatının bir parçası olacağını anlayınca yaratıcılığı, becerisi ve yeteneği sayesinde inanılmaz bir dansçı olmuş.
Shannon’ın Hafif Müzik’in dikkatini çekmesi ise 2007’de yayınlanan bir kliple olmuştu. Shannon RJD2’nun “Work It Out” isimli şarkısının videosunda oynamıştı. İşte o klip, izleyiniz...

24 Mart 2009 Salı

Eminem'in klibinden ilk görüntüler...


Eminem'in Dr. Dre ve 50 Cent ile birlikte oynadığı yeni albümün ilk videosundan görüntüler haber merkezlerine düşmeye başladı. 19 Mayıs'ta yayınlanacak Relapse isimli albümden ilk video "We Made You" isimli şarkıya çekiliyor. Üçlü çekimler için şu anda Las Vegas'ta. Eminem'in Relapse II isimli albümü ise yine 2009'da yıl sonuna doğru çıkacak. Eminem, Duman gibi iki albümü aynı anda çıkarmıyor, araya bir altı ay koyuyor sizin anlayacağınız....

Vogue'un yeni editörleri belli oldu! Peki hangi ülkede?


Vogue Türkiye geyikleri halen canlı bir şekilde devam ediyor. Herkes bu konuda meğer ne kadar bilgiliymiş. Her gün bir gazetede bu konu ele alınıyor. Doğuş Grubu'nun atılımı basında pek çok çevreyi harekete geçirdi ve neredeyse her sigara odasında, her kapı önü sohbetinde, her SMS'te bir Vogue lafı var.
Durum böyle olunca Vogue haberleri de pek değerli. Bakınız Hafif Müzik Vogue'un uluslararası yayınlarıyla ilgili bir gelişmeye yer veriyor. Haber Rusya, Almanya Vogue'larının yeni editörleriyle ilgili. Önceden İtalya ve İspanya Vanity Fair'lerinde yayın danışmanlığı hizmeti veren Ingrid Sischy ve Sandra Brandt Almanya-Rusya editörlüğüne getirilmişler. Kendini Türkiye'de bu göreve aday gören değerli basın mensuplarımız bu iki ismin geçmişini araştırarak kimlerin editör olduğu hakkında bir fikir edinebilirler.
Bir de not: Conde Nast uluslararası yayınlarını belli editörlükler altında toplayabiliyor. Yani Türkiye'de gerekli şartlara uygun biri bulunamazsa bu yayının editörlüğü Türk bir yardımcısı olan yabancı bir isme verilebilir.

Efendim madem Vogue'dan bahsettik, hiç sorulmayan şu önemli soruyu da soralım:
Peki Vogue'un moda editörü kim olacak?

İşte U2'nun yeni sahne düzeni!


U2'nun 2009 dünya turnesi tarihleri yavaş yavaş açıklanırken sahne şovunun ayrıntıları da belli oluyor. U2 bu yıl stadyum konserlerinde şu ana kadar herhangi bir benzer konserde kullanılan en büyük konstrüksiyonu kullanacak. Rolling Stones'a ait olan bu alandaki rekoru da ikiye katlayarak. Resimde gördüğünüz The Claw isimli set up'ın yüksekliği yaklaşık 50 metre olacak.
Bu yıl Türkiye'ye uğrayacağına dair söylentiler çıkan ancak Hafif Müzik'in geleceğine hiç ihtimal vermediği U2 bakalım bu sahnede nasıl bir şov yapacak?

Hayvanlı şarkıları takdimimizdir!


Hafif Müzik haber merkezine az önce, daha afyonumuz patlamadan Rolling Stone'dan düşen hayvanlı şarkılar listesi aşağıdadır. Ekleme çıkarma yapmak isteyenlerin müdüriyete başvurması rica olunur.



1. Led Zeppelin – “Black Dog”
2. Black Sabbath – “War Pigs”
3. The Rolling Stones – “Wild Horses”
4. The Beatles – “I Am the Walrus”
5. Wilco – “Spiders (Kidsmoke)”
6. Pearl Jam – “Animal”
7. Survivor – “Eye of the Tiger”
8. Elvis Presley – “Hound Dog”
9. David Bowie – “Diamond Dogs”
10. The Stooges – “I Wanna Be Your Dog”
11. Pink Floyd – “Sheep”
12. Radiohead – “Weird Fishes/Arpeggio”
13. Foo Fighters – “Monkey Wrench”
14. Nine Inch Nails – “March of the Pigs”
15. The B-52’s – “Rock Lobster”

Bir de Duman'ın yeni albümünden bir şarkı ekleyelim yerli olarak: "Hayvan"
Ve tabii biz olsak Pink Floyd'dan Pigs on the Wing'i tercih ederdik. (Bkz. resim)

23 Mart 2009 Pazartesi

İşte Hadise'nin TRT'yi rahatsız ettiği söylenen klibi!

Gelen haberlere göre TRT Hadise'nin bu klibini fazla erotik bulmuş ve yeniden montajlanmasını istemiş. Hafif Müzik işin doğrusunu araştıra dursun siz klibi izleyin... Bakalım evvelki sene Mor ve Ötesi'ne hiç karışmayan TRT bu yıl Hadise'ye gerçekten karışmış mı? Az sonra...


Hiç yorum yok:

Aman dikkat: Karsamba, her Çarşamba!


Hayal Bistro, Karsamba grubu ve Timuçin Esen ile ilgili haberimize önemli bir not düştü. Efendim grup Nisan ayı boyunca her Çarşamba BİS sahnesinde olacakmış. Perşembe değil. İlgilenenlere duyuralım...

En iyi içki şarkınız hangisi?




Kriz zamanları insanların kendilerini eğlenceye daha bir şevkle verdikleri artık neredeyse bilimsel bir gerçek. Gelecek korkusu, varoluşsal tedirginlikler, bünyede kanser gibi sinsice yayılan umutsuzlukla mücadele için insan beyni ve vücudu hemen savunma mekanizmasını harekete geçiriyor. Bünye, bir emniyet supapı olarak, kendini eğlenceye vuruyor. Yarın ölecemiş gibi eğleniyor. Tam da böyle zamanlarda içmeli coşmalı şarkıların hit olma potansiyeli taşıması Hafif Müzik için şaşırtıcı değil.
Duman'ın yeni çifte albümünde yer alan "Sarhoş" tam da bahar öncesi, krizin tavan yaptığı bugünlerde hit olmaya aday. Bakın bu vesileyle Hafif Müzik içinde içmek olan Türkçe şarkılarını derledi. (Fotoğraf 'Biraya dair... Osmanlı'dan Cumhuriyet'e...' sergisinden)
Önerileriniz ve itirazlarınızı duyar gibiyiz. Eh "yorum yap" kısmı da onun için var zaten...




10 içki şarkısı


1. Sarhoş - Duman

2. Benim Tek Dostum İçkim Sigaram – Tanju Okan

3. Meyhanede - Erkin Koray

4. İçiyorsam Sebebi Var - Müslüm Gürses

5. İspanyol Meyhanesi – Timur Selçuk

6. Kadehi Şişeyi Kırarım – Cengiz Kurtoğlu

7. Bu Akşam - Duman

8. Meyhaneci – Çelik

9. Haydi Gel İçelim - Yüksek Sadakat

10. Bara Gidelim - Barlas

22 Mart 2009 Pazar

Hangi büyük grubun albümleri plak formatında basılıyor?



Anladığınız gibi bu grup Nirvana. Peki neden ve nasıl? Plak geri döndü, internette plak sastışları patladı, plak satan dükkanlar birbiri ardına açılmaya başladı. Plak satış rakamları ise CD kadar olmasa da son beş yıl içinde tüm dünyada artış gösteriyor. Pek çok yeni ve genç isim albümlerini artık sembolik sayılarda da olsa plak olarak basıyorlar.
Bu durum şirketleri de harekete geçirmişe benziyor. Dünyada pek çok önemli sanatçının back katalogları plak olarak yeniden basılacak.
İlk haber ise Nirvana'dan geldi. Grubun Nevermind, In Utero ve MTV Unplugged albümleri 180 gr. Vinyl olarak yeniden basılacak. Amerikalı Original Recordings Group serinin devam edeceğini ve pek çok ikonik sanatçının albümlerini plak formatında basacaklarını açıkladı.
Nirvana'nın ilk şirketi Sub Pop da grubun ilk albümü Bleach'i plak olarak yeniden basacağını duyurdu.
Şimde Hafif Müzik'in merak ettiği şey klasikleşmiş Türk pop müziği sanatçılarının da plaklarını basacak bir şirketin çıkıp çıkmayacağı. MFÖ'den Ajda Pekkan'a, Erkin Koray'a ve Barış Manço'ya pek çok ismin orijinal plakları ve pek çok firmanın dev katalogları plağa basılmayı bekliyor.

Elimizde olmayan sebeplerden ara verdiğimiz yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz!



Hafif Müzik takipçileri dün saat 15:00 itibarıyla günün gelişmelerini almak için bu adrese girdiklerinde büyük bir şaşkınlık yaşadılar. Zira bloğun yerinde yeller esiyordu. Ekranda "Bu blog kaldırılmıştır" yazıyordu.
Meğer google'ın otomatik spam programı Hafif Müzik'i spam sanıp kapatmış. Fakat yetkili kurullarımız konuyu görüştü ve google yetkililerini Hafif Müzik'in spam olmadığına ikna etti.
Şaka bir yana bu acı tecrübeyle öğrendiğimize göre bu hadise zaman zaman oluyor ve bu defa piyango Hafif Müzik'e vurmuş bulunuyor.
Efendim elimizde olmayan sebeplerden ara verdiğimiz yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

21 Mart 2009 Cumartesi

Kriz bilet satışlarına yaradı!


Kriz zamanı nerede kiminle konuşsanız işlerden yakınıyor. Hele ki eğlence ya da kültür sanat sektörüyse konu tam bir dokun bin ah işit. Ama bakın güzel şeyler de oluyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın bu yıl 28.'incisini düzenlediği Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin biletleri kapış kapış satılıyor. 4-19 Nisan tarihleri arasında sürecek festivalin biletleri bu sabah satılmaya başladı. Ancak Lale Kart üyeleri geçen Salı kendilerine özel erken satıştan faydalandılar ve gelen rakamlar herkesin yüzünü güldürdü. Üç günde Salı - Cuma arası sadece kart sahiplerine ssatılan bilet sayısı 15.000'i aştı.
Bugün başlayan esas satışlarda ise tam bir patlama yaşanıyor. Emek sineması önündeki kuyruk İstiklal Caddesini tıkamış durumda...
Peki bu nasıl oldu? Hafif Müzik'e göre biletler ucuz. Tam 10, öğrenci 7 TL ve gündüz seanslar ise 3.5 TL.
Ama en önemli gözlemimiz şu: İnsanlar krizde filmlere dört elle sarılıyor. İzlenme oraları ve bilet satışlarında patlama yaşanıyor.

20 Mart 2009 Cuma

Duman I ve Duman II'yi Ayhan Abayhan yazdı!

Hafif Müzik yazar kadrosuna kattığı yeni isimlerle (an itibarıyla bir adet) yoluna devam ediyor. İşte o isim Ayhan Abayhan.
Abayhan ilk ve orta öğretimini ABD'de tamamladı. Yurda döndükten sonra İstanbul Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimi aldı ve muhtelif yayın organlarında müzik gazeteciliği yaptı. Blue Jean dergisinde editörlük, Rolling Stone Türkiye'de yazı işleri müdürlüğü görevlerini üstlendi. Halen bekar olan Abayhan iki dil biliyor ve hedefi 12'den vuran nokta atışı yorumlarıyla tanınıyor.
İşte onun ilk yazısı. Duman'ın çifte yeni albümleri Duman I ve Duman II'ye dair ilk izlenimler...


***

Dibine Kadar!

Duman’ın yarattığı eller havaya ya da “içerim ben bu akşam” haline tav olan part-time dinleyiciyi yüzde yüz tatmin etmeyecek gibi. Ama ‘her türlü fanıyım’ diyenler için durum böyle değil. Onların keşfedeceği çok şey var burda, bir değil iki albüm dolusu üstelik.

Birkaç hafta önce Duman’ın yeni web sitesi dumanlive.com’da servis edilen “Dibine Kadar” ve “Senden Daha Güzel” isimli kayıtlar, grubun yeni ‘albümler’iyle ilgili biraz fikir vermişti. Yeni albümlerin öncekilere kıyasla daha derli toplu olacağı gibi mesela... Grubun ismiyle, iki ayrı albüm olarak piyasaya verilen (Duman I ve Duman II) albümler, ilk dinleyişte bu hissi bırakıyor. Solist Kaan Tangöze "rehab’den çıkmış gibi" söylüyor, asıl önemlisi -önceki albümlerden farklı olarak- vokal dışında diğer enstrümanlara, özellikle de gitara büyük oranda yer açılıyor. Gitarist Batuhan Mutlugil’in şov yaptığı bile söylenebilir. Sadece gitarıyla değil, söz ve besteleriyle de. Önceki Duman albümlerinde işin söz-beste kısmına pek de bulaşmayan gitarist, (yine de “Ah”ı unutmayalım) Duman I ve II’de bu işte aslında ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyor (gizli cevher diyelim). İkinci albümün açılışında gelen “Balık” (söz-müzik) ve ilk albümdeki “Helal Olsun” (müzik) Batuhan’ın en iyi anları bu anlamda. Belki de yeni albümlerin en dikkat çekici ve farklı tarafı da bu iki yeni albümün birer “Kaan Tangöze albümü” olmamaları. Basçı Ari Barokas’ın ve anladığımız kadarıyla artık full-time bir Duman üyesi olan davulcu Cengiz Baysal’ın da birden fazla şarkıda imzası var.

Yorumlar genel olarak bu albümlerin öncekilere oranla daha az ‘arabesk’ olduğu yönünde. Ekşisözlük’te “Duman bir arabesk rock değil, arabesk blues grubu olmuş” diye bir yorum bile var hatta. Yeni albümlerin müzikal anlamda çeşitlilik ihtiva ettiği doğru, fakat Kaan Tangöze’nin imzasını taşıyan hemen her şarkıda alışık olduğumuz arabesk havası hala mevcut. “Yalan” ve özellikle “Haberin Yok Ölüyorum”un devamıymış gibi tınlayan “Bu Aşk Beni Yorar” ‘komple arabesk’ tatlar...
Arabesk modunu biraz olsun koruyor olmasına rağmen bu iki albüm, Duman’ın yarattığı eller havaya ya da “içerim ben bu akşam” haline tav olan part-time dinleyiciyi yüzde yüz tatmin etmeyecek gibi. Ama ‘her türlü fanıyım’ diyenler için durum böyle değil. Onların keşfedeceği çok şey var burda, bir değil iki albüm dolusu üstelik.

Yalnız bir konuya takıldık kaldık. Double albüm olarak, yani “ikisi bir arada” şeklinde piyasaya verileceğini düşünüyorduk Duman I ve II’nin. Buna göre de tek CD fiyatının birazcık üzerinde ama makul bir fiyatı olmalıydı albümlerin. Öyle değilmiş meğer. GN’R’ın Use Your Illusion’ları gibi, ayrı ayrı satılıyor ve buna bağlı olarak da karşınıza duble bir fiyat çıkıyor. Albümlerin hangisini isterseniz gidip onu alıyorsunuz yani. “Krizdeyiz” dönemi için hayli terso bir hareket sanki (Albümlerin piyasaya çıkmadan birkaç gün önce nete düştüğünü de göz önünde bulundurun). Yine de çıktığı gün özellikle büyük müzik marketlerde kapış kapış gidiyormuş albümler, Mehmet Tez’in belirttiğine göre.
Bir de şu var: Madem iki ayrı albüm iki ayrı fiyat olacaktı, o zaman Duman II’deki şarkıların da 1, 2 diye sıralandırılması gerekmez miydi? Duman II kafadan 11. şarkı ile başlıyor, biraz tuhaf oluyor.
Ayhan Abayhan

Radio Oxigen kime satılıyor?





İstanbul radyoculuk aleminde hareketli ve heyecanlı günler yaşanıyor. Hafif Müzik'e gelen haberlere göre FG 93.7 ve Lounge 102.0'nin sahibi Birol Giray, Oxigen 96.0'yı, sahibi Mehmet Garan'dan satın almak üzere. Mehmet Garan'ın Oxigen'i, mali sorunlar nedeniyle bir süredir satmak istediği biliniyordu. Bilinmeyen ise artık neredeyse anlaşma noktasına gelmeleri.
İstanbul'un kendi alanında tek istasyonu olan Oxigen, yıllardır cazdan funk'a, latinden soul'a, ambient ve lo-fi müziklere kadar başka yerde pek çalınmayan özgün bir müzik yelpazesine sahipti.
Peki acaba Oxigen baştan yaratılıp sıradan bir dans istasyonu mu olacak, yoksa olası yeni sahipleri radyonun kendi alanında tanınmış DJ'leri ve yayın çizgisiyle mi devam edecek?
Açık Radyo da (94.9) yıllardır mali zorluk içinde. Ama neredeyse İstanbul'un entellektüel camiasının tamamından sonsuz maddi ve manevi destek alıyor.
Oxigen'in bulunduğu durumdan kurtulması ve satılmaması için gönüllü olarak destek verecek kimse yok mu?
Radyonun beğendiğimiz yayın çizgisinin değişmemesi için acaba bir şey yapılamaz mı?
Şimdi tartışılan konular bunlar...

İşte Gossip Girl kapak çekiminin perde arkası görüntüleri!


Terry Richardson'ın Rolling Stone'un kapağı için gerçekleştirdiği çekimde neler oldu? Gossip Girl oyuncuları hangi yorumları yapıyor... Tıklayınız...

Sevdiğimiz şeyler: Köşe Yazısı

Ertuğrul Özkök bir dizide oyuncu oldu. Bu güzel bir magazin haberidir. Ve bütün basın bu haberi verdi zaten. Ama bu yazı... Bu yazı öyle objektif, öyle gerçek olmuş ki... Bir de esprili mi esprili... Adam üşenmemiş dakika dakika Ertuğrul Özkök reytingi vermiş. Hafif Müzik tadına doyamadı, sizinle paylaşmak istedi...

19 Mart 2009 Perşembe

İşte Placebo'nun yeni şarkısı!


Placebo, 8 Haziran'da yayınlanacak "Battle For the Sun" isimli yeni albümleriyle aynı adı taşıyan ilk şarkıyı ücretsiz olarak internette yayınladı. Şarkı Placebo'nun resmi sitesine kayıt olarak dinleniyor. Ayrıca Türk fan sitesi de hizmetinizde. Ama hemen dinleyeyim diyorsanız şuraya tıklayınız.
Not: Hafif Müzik ürünlerinde korsan mamüller bulunmamaktadır. Hepsi dana...

Bu şarkının sözleri çok konuşulur!



Ortada bir dergah var /
Devrilir başın yarar /
Arkasında tezgah var/
Lem yelid ve löp yutar.

Duman eskiden de sözünü sakınmayan bir gruptu. Ama hiçbir zaman siyasi mesaj taşıyan bir müzik yaptıklarını söylemediler. Bu albümde gelenek aynen devam. Albümde memlekette olan bitene eleştiri niteliğindeki tek şarkı değil, ama "Rezil" diye bir şarkı var ki çok tartışılır... Müziği mi? Gayet güçlü bir rock şarkısı...
Bakın tamamı aşağıda...

REZİL

Ortada bir yanlış var,
Yanlış yapan yanar,
Arkasında sandık var,
Değmesin akıncılar.

Geri kaç, geri kaç, oğlancık,
Senin de başın yanar,
Ortada bir yanlış var,
Memleket uyurgezer.

Aldırma geldik oyuna,
Kandır beni, kandırsana,
Rezil kandırsana.

Ortada bir dergah var,
Devrilir başın yarar,
Arkasında tezgah var,
Lem yelid ve löp yutar.

Geri kaç, geri kaç, oğlancık,
Senin de başın yanar,
Ortada bir yanlış var,
Memleket uyurgezer.

Aldırma geldik oyuna,
Kandır beni, kandırsana,
Rezil kandırsana.

Ortada bir gerçek var,
Gerçeği gören de var.
Arkasında mercek var,
Ve muhtelif sakıncalar.

Geri kaç, geri kaç, oğlancık,
Senin de başın yanar,
Ortada bir yanlış var,
Memleket uyurgezer.

Aldırma geldik oyuna,
Kandır beni, kandırsana,
Rezil kandırsana.

Söz - Müzik: Kaan Tangöze

Duman'ın yeni albümü neye benziyor?

Duman'ın yeni double albümü dün akşam itibarıyla müzik marketlere dağıldı. Sabah gidenler ise avuçlarını yaladı ancak Türkiye'de dağıtımın en zayıf halka olduğunu bilenler şaşırmadı.
Hafif Müzik an itibarıyla Ayhan Melissa Abayhan ve Mehmet Tez'den oluşan dev kadrosuyla Çiftehavuzlar'da Duman I ve Duman II isimli yeni albümü dinliyor. İlk izlenimlerden önce albüm için Yağmur Kızılok tarafından çekilen fotoğraflarla başbaşa bırakıyoruz sizi...
Hafif Müzik az sonra yeniden karşınızda olacak...





Alternatif alem: 20 'trendy' sanatçı ve grup keşfetmek ister misiniz?


Spin dergisi, 18 - 22 Mart arası Austin, Texas'ta yapılan SXSW'nin müzik festivaline katılan gruplar arasında bir seçme yapmış. Bu etkinlik bildiğimiz anlamda festivalden çok bir müzik platformu ya da dünyanın dört bir yanından kimi zaman içlerinde tanıdık isimler de bulunan bazı yeni grupların, yeni ekiplerin, projelerin ve sanatçıların bir araya geldiği bir ortam.
Alternatif ve avangart haller hakkında yeni fikirler edinebilirsiniz. En zevkli kısmı yeni müzikler keşfetmek.
Spin 20 isim seçmiş. Listelemiş ve kimlik kartlarını çıkarmış. Tanıdık var mı? Var. Ama sürpriz bombalar da var.
Tıklayın...

Röyksopp ve The Klaxons Efes Pilsen One Love'a geliyor!



Hafif Müzik haber merkezine gelen son ve kesin bilgilere göre
Efes Pilsen One Love bu yıl 20-21 Haziran tarihlerinde yine santralistanbul'da yapılacak. 20 Haziran akşamı The Klaxons, 21 Haziran gecesi ise Röyksopp ilk kez Türkiye'de sahnede olacak. Programın tamamı için çalışmalar hala devam ediyor.
Röyksopp'un Junior adını taşıyan yeni albümü 23 Mart'ta piyasaya çıkıyor. Grubu Türkiye'de pek çok farklı organizatör yıllardır getirmeye çalışıyor ancak bir türlü anlaşma sağlanamıyordu. One Love Festival'ı düzenleyen Pozitif'in, grubun ilk albümü Melody A.M.'den (2001) bu yana ekibi Türkiye'ye getirmek için çalıştığını biliyoruz. Sonunda bu yıl anlaşmalarını muhabbetle karşıladık.

Happy Up Here from Röyksopp on Vimeo.

Röyksopp tüm dünyada popüler müzik alanında en devrimci, en yenilikçi ve en orijinal isimlerden biri. Albümleri zaman içinde eskimiyor, "zamansız" müzikleri aksine yıllar içinde daha da güzelleşiyor. Bu konseri mutlaka listenize alın ve ne yapıp edip gitmeye bakın. Muhtemelen bu yaz Türkiye'de görebileceğiniz en iyi bir iki şeyden biri olacak.

18 Mart 2009 Çarşamba

İşte o kamera!


Efendim Hafif Müzik en provokatif fotoğrafçı Terry Richardson'ın makinesini ele geçirdi. Bakınız o acayip seksi ve kışkırtıcı fotoğrafları Terry baba bu kamerayla çekiyor. Bizim fotoğrafçılara duyurulur.

Rolling Stone'un bu kapağı çok tartışılır!



Dünyada bir Gossip Girl fırtınasıdır gidiyor. Burada bile Gossip Girl partileri düzenleniyor, insanlar giyinip kuşanıp kulüpleri dolduruyor. Rollin Stone da konuya yabancı kalmamış ve son sayısının kapağına Gossip Girl kızlarını koymuş. Fotoğrafçı Terry Richardson. Zaten bu kapağı da ancak onun gibi provokatif biri çekebilirdi.
Bakın hikayenin bir kısmı şurada...

Bu akşam neler var? (18 Mart Çarşamba)


Yurdun muhtelif köşelerinde akşam halleri...

Pluxus, Babylon’da (Bant ve Converse sunar: City Star Nights) çalacak. Elektronikçilere...
Özge Fışkın, Beyoğlu Hayal Kahvesi'nde. Türkçe Rock sevenlere.
Cogito,
Hayal Bistro'da. Alternatif caz sevenlere...
Pinhani, Eskişehir 222’de. Eskişehirli Türkçe alternatif pop tayfasına...
Almora Akustik projesi, Ghetto'da. Metal/progresif sevenlere...
Nekizm ve Trubadoor, Peyote'de. Alternatif-indie sevenlere...

Placebo: Yeni albüm 8 Haziran'da!


Türkiye'de de hatırı sayılır bir hayran kitlesi bulunan Placebo'nun yeni albümüne dair detaylar belli olmaya başladı. 8 Haziran'da piayasaya verilecek aibümün adı Battle for the Sun. Albüm EMI'dan değil, bağımsız PIAS'tan yayınlanacak. Placebo sona eren sözleşmesini yenilemedi.
Başka değişiklikler de var. Mesela artık grupta olmadığını bildiğimiz davulcu Steve Hewitt'in yerine yeni bir Steve var. 22 yaşındaki Steve Forrest grubun yeni davulcusu. Molko albümün pozitif bir albüm olduğunu söylemiş. "Karanlık var ama orada bir yerde. Biz yüzümüzü aydınlığa döndük. Yaşamayı sevmekle ilgili bir albüm yaptık." Böyle diyor Molko. Bakalım hayranlar ne diyecek? Onlar da Molko kadar güvenle ve umutla bakabiliyorlar mı acaba geleceğe...

Heath Ledger Modest Mouse'a nasıl klip çekti?


Heath Ledger hayata veda etti ama yaptıklarıyla hala gündeme gelmeye devam ediyor. Bir süre önce en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar'ını alan Ledger şimdi de çektiği bir kliple gündemde.
Şarkının adı "King Rat". 2005 tarihli şarkıya çekilen klibin animasyonunu Terry Gilliam yapmış. Gilliam'ı sinemasever Hafif Müzik okurları Fear and Loathing in Las Vegas, Twelve Monkeys filmlerinden hatırlayacak.
Peki ne alaka diyeceksiniz? Nasıl olmuş da Heath Ledger bir Modest Mouse şarkısına klip çekmeye karar vermiş?
Efendim olay şöyle: Meğer solist Isaac Brock ile Heath Ledger'ın ortak arkadaşları varmış. Brock'un nişanlısı, Ledger'ın arkadaş grubundanmış ve ikili bir gün bir tekne gezisinde tanışımışlar.
Tam tarih belli değil ama video çok yakında yayınlanacakmış. Haberleri vermeye devam edeceğiz.

17 Mart 2009 Salı

Kurban'ın yeni albümünün öncekilerden farkı ne?


Önce bir haber verelim: Bu akşam Beyoğlu Jolly Joker - Balans'ta Volume dergisi beşinci yaşını kutluyor. Sahnede yer alacak isimler Kurban, Buz ve Demirhan Baylan. Bu isimler içinde en fazla ilgimizi çeken isim Kurban. Grup şu ara yeni albümü üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. Hafif Müzik haber merkezine gelen haberlere göre albüm eli kulağında. Ve Kurban'ın şu ana kadar kaydettiği albümlerden çok farklı, dinleyici açısından da çok özel bir yerde olacak bu albüm. Bir kere çok sert olduğunu söyleyelim. Kurban zaten romantik baladlar yapan bir grup değil ama gelen haberler bir nevi 80'ler Metallica albümüyle karşı karşıya olduğumuz yönünde. Son derece iyi çalınmış, çok iyi kaydedilmiş bir albüm bekliyor bizi. Klasik olmaya adaydır. Replikas'tan aşina olduğumuz Metin Bozkurt Kurban'ın sound'undan sorumlu bakan koltuğuna oturmuş ve sonuçlar çok başarılı.
Bu akşam Balans'a gidenler grubun yeni albümünden bazı şarkıları dinleme fırsatı da bulabilecekler, gelen haberlere göre.
Hafif Müzik, Kurban'ı ve yeni albümünü takibe devam edecek...
Meraklısı için söyleyelim, gece 21.00'de başlıyor ancak Kurban'ın tahmini çıkış saati gece yarısı...

Hollywood sakal mı bıraktı?





Hafif Müzik dün hareketli bir gecenin ardından daha afyonu patlamadan bilgisayar başına geçti. Ancak bu güzel Mart sabahında internetteki rutin gezintisini yaparken birden gözüne çarpan bir şeyle irkildi. Yoksa Hollywood komple sakal bıramaya mı karar vermişti? Bebek yüzlü yıldızların devrinin sonu mu geliyordu? Yükselen trend sakal mıydı? Suavi yıllar sonra trendy olabilir miydi?
Yaramaz çocuk Joaquin Phoenix zaten bir süredir sakallıydı. My Chemical Romance de sakallı gençlerden oluşan sn dönem gruplarndan. Ama Michael Stipe'ın son hali yeni ve sanki tabloyu tamamlayan parça olmuş.
Merak ediyoruz acaba bu sakal modası Türkiye'ye de yansır mı? Mesela sakallı bir Duman, sakallı bir Kurban, sakallı bir Serdar Ortaç ya da Kenan Doğulu görür müyüz? Ya da acaba bu moda eski başkan Bush'a inat Osama sakalı mıdır? Bilemiyoruz ve bu sorunun yanıtını trend uzmanı dostlarımıza bırakıyoruz.